e-mail
ANA SAYFA 100de100 Fuarlar Bağlantılar

GEÇMİŞ SERGİLERİMİZ                                                                            DEVAM EDEN SERGİMİZ

- GEÇMİŞ SERGİLERİMİZ -


Yüz Yıl Önce Yüz Yıl Sonra İstanbul

RESİM SERGİSİ

24 Ocak-16 Şubat 2006

“ASIL AŞIK OLUNAN ŞEKİL DEĞİLDİR”

Başlıktaki söz, Mevlana’nın.  9. Uluslararası  İstanbul Bienali Kitapçığında rastladığımda, yazmayı tasarladığım bu yazı hemen oracıkta, İstiklal Caddesi’ndeki Garibaldi Binası’nda (Bienal etkinliklerinin yeraldığı yedi mekandan biri) biçimlendi.

Evet; kimse yaşadığı yerlerin, çocukluğunun geçtiği mahallenin, ya da yaşamını sürdürdüğü kentin şekline aşık değildir. Aslında aşık olunan onunla, o yerlerle kurulan bağlar, geçirilen zaman ve en önemlisi geride bırakılanlardır. O an içinde bulunduğum, tarihi çok eskilere dayanan bina da, bunu desteklercesine kuşatmaktaydı beni.

Bu bağlamda İstanbul, onunla yaşadıklarımız kadar bizimdir. Ne ki bu gün hiçbirimizin, yüz yıl önceki İstanbul ile ilgili anısı olamayacağına göre, o zaman her neslin, kendisiyle birlikte yaşadıkları yerleri yok etmesi, yenilemesi gerekir. Böyle “vahşi” bir yaklaşım da olamayacağına göre, aklımıza bir kentin yüz yıl öncesinin, neden bizi ilgilendirdiği sorusu gelebilir.

Sanırım bunun yanıtı, “ortak bellek olmalı”.

Ailemizin geçmişinden tutun da, komşumuzdan dinlediğimiz bir öykünün geçtiği yerler, ya da bir romanda konuya dekor olan bir mahalle, artık bizim de anılarımıza dahil olmaz mı? Yaşadığımız kente karşı geliştirmek zorunda olduğumuz “kentlilik bilinci”nin yapıtaşlarından biri değil midir artık o yerler de?

Fotoğraf, bir sanat olarak kabul edileli çok oldu. Ama tarihi yüzyılı geçen bu “şeytan icadı”nın, hiç kimsenin yadsıyamayacağı asal görevi, tanıklıktır; “objektif tanıklık”.
Bu icadın, uzun yıllardır sevdalısı biri vardır; daha doğrusu bildiğim pek çok sevdalısından biri de aziz dostum Nadir EDE’dir.

Bilinmezlerin görece azaldığı içinde bulunduğumuz zaman diliminde, fizik de eskiye kıyasla, felsefeye giderek daha az yaslanır olmuştur. Oysa felsefe, düşüncenin temeli olarak, tüm bilimsel disiplinlerle yakınlığı azalsa da, akrabalık bağını sürdüreceğe benzer...
Fizik okumuş olan Ede, bu nedenle olsa gerek fotoğrafa bu bilimin ışığı altında bakarken, onun yaşamımızdaki yerini çok yüzeyli olarak irdelemeyi ilke edinmiştir...

Nadir Ede ile fotoğrafla uğraştığım yıllardan, yani bir hayli eskilerden tanışıyoruz. Bu durumda, 15. yılı içinde olan Galeri Oda’nın, “Yüz Yıl Önce, Yüz Yıl Sonra İstanbul” adını verdiği  projeyi geliştirmekteyken, arkadaşımın ilk aklına gelen yer olması çok normal. Bu çok normal de, benim fotoğraf sergisi açmakta bu denli gecikmiş olmamda bir anormallik var. İlk fotoğraf sergisini 2004’te, Dr.Mehmet Ömür’ün hünerle, tekniği buluşturarak ortaya çıkardığı, gene İstanbul fotoğraflarını sergilemiş olmam bile, beni affettirmez. O zaman, dayım rahmetli Fikret Minisker’den aldığıma inandığım fotoğraf sevgisini ve gene ondan aldığımı düşündüğüm, bu dalda göz nuru dökenlere duyduğum saygıyı, çok başarılı bir sergiyi birlikte gerçekleştirdiğimize inandığım Sayın Nadir Ede’nin sergisiyle  sunmaktan, özel bir haz duyduğumu biliniz...

Teşekkürler Nadir Ede...

Ve teşekkürler sizlere... Kim ki fotoğrafa sevgiyle ve saygıyla yaklaşıyor, sözlerim onlaradır,  kabul ettikleri ölçüde...

Fatma Ekeman